Karadeniz, Ege ve Akdeniz’in kesişim noktasında yer alan Türkiye, binlerce yıllık köklü bir denizcilik geleneğine sahiptir. Bugün Tuzla ve Yalova tersaneleri, bu tarihî miras ile ileri mühendislik kabiliyetinin güçlü birleşimini temsil etmektedir. Türk gemi inşa sanayisi; esnekliği, kontrollü maliyet yapısı ve yüksek teknik karmaşıklığa sahip gemileri teslim etme kapasitesiyle küresel ölçekte hızlı bir büyüme yaşamaktadır.
Çift Yönlü Uzmanlık: Sivil ve Askerî
Türk gemi inşa sanayisinin gücü, çok yönlülüğünden gelmektedir. Askerî tarafta, MILGEM projesi kapsamındaki Ada sınıfı korvet gibi projeler, Türkiye’nin yerli elektronik sistemlerle donatılmış düşük görünürlüklü savaş gemileri tasarlama kapasitesini ortaya koymuş; Asya ve Orta Doğu’daki alıcıların ilgisini çekmiştir. Sivil tarafta ise Türkiye, hibrit römorkörler, son teknoloji balıkçı gemileri, lüks yatlar ve Kuzey Avrupa’ya ihraç edilen yolcu feribotları gibi yüksek uzmanlık gerektiren niş alanlarda güçlü bir konuma sahiptir.
Sürdürülebilir Denizciliğe Doğru
Küresel çevre standartlarını öngören Türk gemi mühendisliği, denizcilikte yeşil dönüşümün öncülerinden biri olarak konumlanmıştır. Türk tersaneleri, LNG yani sıvılaştırılmış doğal gazla çalışan veya tamamen elektrikli batarya sistemleriyle donatılmış çok sayıda gemiyi tasarlamakta ve üretmektedir. Bu hızlı inovasyon kabiliyeti, Türkiye’nin özellikle İskandinavya gibi çevre standartlarının yüksek olduğu pazarlarda zorlu kamu ihalelerini kazanmasını sağlamakta ve Türk tersanelerinin küresel referans konumunu güçlendirmektedir.
