Elektrik tüketimi yüksek olan ağır sanayi ve imalat sektörlerinin hızını sürdürebilmek için enerji arz güvenliği, Ankara’nın en öncelikli konularından biri haline gelmiştir. Hidrokarbon ithalatına olan tarihsel bağımlılığının farkında olan Türkiye, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve kendi yerli kaynaklarını kullanmak için geniş ölçekli bir plan başlatmıştır. Bu kapsamlı strateji, Türkiye’nin jeopolitiğini yeniden şekillendirirken fabrikalarının rekabet gücünü de güvence altına almaktadır.
Doğal Gaz ve Nükleer Enerji Hamlesi
Karadeniz’de keşfedilen Sakarya Gaz Sahası, enerji denkleminde önemli bir değişim yaratmıştır. Bu sahayı kısa sürede ulusal şebekeye bağlayan Türk mühendisliği, karmaşık açık deniz operasyonlarını yürütebilme kabiliyetini ortaya koymuştur. Aynı zamanda Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşası, ülkenin sanayi merkezlerine kesintisiz enerji sağlamak için istikrarlı, kontrol edilebilir ve düşük karbonlu bir temel enerji kaynağı oluşturmayı hedeflemektedir.
Yenilenebilir Enerjide Hızlı Büyüme
Asıl dönüşüm ise yenilenebilir enerji alanında yaşanmaktadır. Rüzgâr, güneş, jeotermal ve hidroelektrik kaynaklar artık ülkenin kurulu gücünün yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Türkiye yalnızca yeşil enerji üretmekle kalmamakta; aynı zamanda kendi güneş panellerini ve rüzgâr türbini kanatlarını üretebilen kapsamlı bir sanayi değer zinciri de kurmaktadır. Bu temiz enerji kapasitesi, özellikle Avrupa’nın Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması yani CBAM gibi yeni karbon düzenlemeleri karşısında Türk ihracatçı sanayicileri için büyük bir rekabet avantajı sağlamaktadır.
